Ama dikkati aldığı parada değildi.
Önünden geçenlere bakmıyordu, sen seslenmeden seni farketmiyordu,
KİTAP OKUYORDU ÇÜNKÜ. KİTABA VERMİŞTİ KENDİNİ.
Diğer elinde kitapla reklam yapan diğer dilenci çocuklar gibi değil.
Gerçekten okuyordu, uzaktan izledim biraz. Gerçekten okuyordu.Benim de…
(Kaynak: sacmasalakinsan)
Hiçbir insan, hiçbir zaman, kendini olduğu gibi anlatmayı göze alamaz.
Albert Camus - Denemeler
(Kaynak: nailceyran)
Yeni bir güne uyanmıştım ve etraf karanlıktı. Sessizliği severim. Şehrin o pis gürültüsünü hiçbir zaman sevmemişimdir. Sessizliği, arkasından yükselen şarkılarla birlikte daha çok severim. Şarkımı bastıran tüm sesleri ise yakalayıp dünya üzerinde yok etmek istiyorum. Hiç kimse benim şarkımı bölemez. Ne bir aşk, ne bir güç, ne bir arkadaş. Şarkılarla gökyüzünde amansız bir yolculuğa çıkmayı daha çok severim. Gökyüzünde bulutların olmadığı günleri de çok severim. Hayat, gökyüzünün mavisi gibi. Karşıma çıkan bilinmezlik bulutlarını aşmak ise hayatın gerçekleri…
Yalnızlığı yaşamak güzel şey. Yalnızlığı bir sigara tadında yaşamak ise daha güzel. Yalnızlığı bir şarkı tadında yaşamaksa ondan da güzel. Ama insanlar nedense hep yanlarında birilerini isterler. Her zaman şikayetçi olurlar yalnızlıklarından. Onlar şikayetçi olsa bile, yalnızlık onları umursamaz. Çünkü yalnızlık bazı insanları sever ve onları kolay kolay bırakmaz. Yalnızlığıyla iyi vakit geçirmeyi öğrenmeli insan. Yalnızlığını bir insanda gidermek yerine; bir şarkıda, bir kitapta, bir düşler aleminde, sigarasında ve hayallerinde giderebilir. Neden mi? Çünkü onlar seni hiçbir zaman bırakmıyor ama hayatındaki insanlar sürekli değişim halinde; biri gidiyor, biri geliyor. Ama genelde bir denizin git-gel yapması gibi gittikleri çok oluyor, gelmeleri az. Ama olsun, az da olsa geliyorlar.
Yavuz Çetin ne demiş,
Su gibi akıp geçer hayat; insanlar değişir, yüzler değişir.Her ne kadar bu değişimin içinde yaşasak da, bize hep monoton gelir hayat. Her ne kadar bu kadar güzel bir gökyüzünün kanatları arasında yaşasak da, bazı şehirler gri, bazı insanlar siyah. Havanın güzel olması, ruh halimi değiştiren en büyük etkenlerden biri. Bahar ve yaz kokusunu içime çektiğimde ise benden mutlusu yok. İçimde ki dumanlı havayı alıp götürüyor. İstiyorum ki herkes olsun ama olmuyor işte. Onlar sürekli mutsuz, sürekli bir şeylerden şikayetçi, sürekli isteksiz, sürekli umutsuz olmayı hobi haline getirmişler. Onlar biraz olsa da hissetmek nedir bilmezler. Çünkü onlar kafalarını kaldırıp gökyüzüne bakmıyorlar. Gökyüzü, düşlerim gibi özgür ve hür. Gökyüzü kendi rengini denize vermeseydi eğer denizi sevemezdim mesela. Gökyüzü fedakar. Ama biz o gökyüzüne bakmıyoruz. İnsanları anlamıyorum.
Hayatımızın fon müziği olan şarkılar var, sürekli beynimizde çalıp giden. Hayatımızı güzelleştiren şey, yoksa onlar mı? Yalnızlığı güzelleştiren şeyler de onlardı. Ruh halini güzelleştiren şeyler de. O zaman şarkılar benim yanımdayken, ben hiçbir zaman mutsuz olamam. Müzik dinlemeyen insanları anlamıyorum. Oysa ki bir dinleseler, kafalarını kaldırıp gökyüzüne bakabilecekler. Beyaz bir güvercin görüyorum. Gri bir ev. Beyaz güvercin o eve konuyor ve ev bembeyaz oluyor. Umutlu ol, bir gün beyaz güvercin sana da konabilir.
Artık insanlardan pek bir şey beklemiyorum. Sadece tüm her tarafı yeşillik bir dağın en tepesinden gökyüzünü seyrediyorum. Sessizliği yaşıyorum, huzuru yaşıyorum. Dağın tepesinden kendimi izliyorum bazen, seni izliyorum, onu izliyorum. İnsanları izliyorum. Çünkü insanları kuytu köşeden izlemeyi seviyorum. Onlardan hiçbir şey beklemiyorum. Belki de oyun yapıyorum. Hani hep derler ya, en güzel şeyler hiç beklemediğin zamanlarda gerçekleşir diye. Belki de hep beklediğimden dolayı böyleyim. Beklememeyi öğrenmeliyim belki de.
Bir insanın sesi çok önemli benim için. Bir insanın sesi bana huzur veriyorsa, o insanı bırakmam. O huzuru bir insanın sesinde bulabiliyorsan zaten o insanı hiç bırakma derim hep. Biliyorum bir gün o sesle karşılaşacağım, hep karşılaştığımı zannettim. Her seferinde gittiler. Bazısına gitmesin diye ufak sürprizler yapıyorum. Onlar ise bir şeyler hissetmiyorlar. Belki de o ufak sürprizleri yapmamak gerekiyor. Belki de o ufak sürprizlerdir, hayatın gerçek kanunu. Her neyse, biz şarkılarla yaşayıp mutluluğu bir insanın vücudunda aramaya devam edeceğiz. Biz umutlu olacağız. Jack gibi. Biliyorum Jack’te içinde çelişiyor ama her neyse işte. Güzel günler göreceğiz güneşli günler.
King Crimson ne demiş,
Eğer yapabilirsek, hepimiz arkamıza yaslanıp gülebilirizArkamıza yaslanabileceğiz, az kaldı.
(Kaynak: eceesoylu)